fbpx

Istanbul

Mondo

di Nergiz Varli

ÇEMBERLİTAŞ MEYDANI

Bu haftaki yazımda Çemberlitaş Meydanı ve çevresindeki çok önemli kültür miraslarımızı anlatacağım. İstanbul’a gelen tüm turistlerin muhakkak görülmesi gerekenler listesinde yer alan meydan Bizans’ın, Roma’nın ve Osmanlı İmparatorluğu’nun en büyük meydanı olmuştur yüzyıllarca.

Divanyolu üzerinde bulunan Çemberlitaş semti İstanbul’un yedi tepesinden biridir.(İstanbul’un yedi tepe üzerine kurulduğu söylenir. Bu nedenle burası da rivayet edilen ikinci tepe olarak kabul olur.) Buraya Büyük Konstantin tarafından 4.yy’da kendi adını taşıyan Forum Konstantin inşa edildi. Şehrin kurucusu Konstantin tarafından Roma İmparatorluğu’nun başkenti yapmaya karar verdiği Konstantinopolis’in anısına Forum’un ortasına dev bir porfir sütun diktirmiştir. Roma’daki Apollon Tapınağı’ndan söktürülerek getirilen sütun 57 metre uzunluğundaydı .

(Bugün 35 metredir.) Sütun her biri üç ton ağırlığında ve üç metre çapında olan bileziklerle birbirine bağlanmış toplam 8 adet sütun ve kaidenin üst üste konulmasıyla oluşturulmuştur. Dünya’nın en büyük porfir sütunudur. İlk yapıldığında üzerinde Apollon heykeli bulunan sütun 330 yılında İstanbul’a dikildiğinde İmparator Konstantin kendi heykelini sütunun üzerine koydurtmuştur.

Çemberlitaş Sütunu’nun tarihine baktığımızda yaşanılan deprem, yangın ,fırtına gibi afetler nedeniyle hem zarar görmüş hem de üzerindeki heykeller düzenli olarak değişmiştir. Bunu biraz açarsak daha sonraları yine Bizans İmparatorları Julianus ve Thedosius’un heykelleri de konulmuş sütuna. Yaşanılan fırtına sonrası parçalanan heykel yerine İmparator Manuel Komnenos dev bir haç heykeli koydurtmuş sütuna. 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethedince sütun üzerinde ki haçı indirtmiştir. 1779’daki büyük yangında sütun da yanmış ve simsiyah olmuş hatta bu yüzden halk ona ” Yanık Sütun” adını vermiştir.

Yangından büyük hasar alan sütun 1701 yılında bakıma alınarak etrafı demir çemberlerle sarılmıştır. Forumdan geriye kalan tek eser olan Anıt Sütun zaman içerisinde Çemberlitaş Sütunu adını almış, çevreside Çemberlitaş Meydanı olarak anılmaya başlanmış ve günümüze kadar bu şekilde gelmiştir.ÇEMBERLİTAŞ SÜTUNU

Çemberlitaş Sütunu ile ilgili ilginç söylentiler ve efsanelerde olmuş 1700 yıllık tarihinde; bunlardan en çok dile getirileni Hz.Nuh’un gemisini yaparken kullandığı balta ve Hz. İsa’nın gerildiği haçın tahtalarının, çivilerinin ve kafasına takılan dikenli telin sütun altına gömüldüğüdür. Bazı araştırmacılar ise bu efsane gerçek bile olsa kutsal hazinelerin 1204 yılındaki Haçlı seferlerinde yağmalanmış olduğu inancındadır.

 

1. ALİ ATİK PAŞA CAMİİ

Çemberlitaş Sütunu’nun hemen yanında yer alan camii II.Bayezid zamanında sadrazam olan harem ağası Atik Ali Paşa için 1496’da yapılmıştır. Sedefçiler, Çemberlitaş, Sandıkçılar camii adıyla da bilinmektedir. Fetih sonrası İstanbul’un en eski eserleri ara⁷sındadır. T tipi olarak adlandırılan camiilerin bir başka örneğidir. Çok kubbeli bir plana sahiptir . Yapımında kesme taş kullanılmıştır. Minaresi tek şerefeli ve XV.yüzyıl minarelerinin güzel bir örneğidir. Geniş ve yüksek kapısının çerçevesi mermerdendir. Camiinin doğu ve batı tarafında hazire (Mezarlık) bulunmaktadır.

Ressam Muhittin Sebati’nin Ali Atik Paşa Camii isimli bir çalışması bulunmaktadır.

ÇEMBERLİTAŞ HAMAMI

Kültürümüzün önemli yapılarından olan hamamlar, işlevleri gereği önemli bir yere sahiptir mimaride. Hamamlar yıkanmak, eğlenmek, rahatlamak için yapılmış yapılardır. Kadınlar ve erkekler için ayrı bölümleri bulunmakla birlikte girişleri ayrı ya da aynı olabilir. Bugün halâ İstanbul’da ve Türkiye’nin tüm illerinde kültür mirasımız arasında yer alan hamamlar varlıklarını sürdürmektedir. Türk toplumunda önemli bir yere sahip olan hamamlar günlük hayatın bir parçasıdır.

Osmanlı İmparatorluğu dönemi hamamlarından kısmen günümüze kadar gelmiş en iyi örneklerinden biri olan Çemberlitaş Hamamı Sultan II.Selim’in eşi Nurbanu Sultan adına 1584 yılında Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Nurbanu Sultan Osmanlı İmparatorluğu’ndaki en güçlü Valide Sultanlar’dan biridir. HaSanmam vakıf olarak kurulmuş XVII.yy’da restore edilmiştir. Birbirinin tamamen benzeri ve yan yana bitişik bir çifte hamam olarak kabul edilir. Hamam’ın ortasında büyük bir göbek taşı bulunmaktadır.

Mimar Sinan bu yapıda geleneksel hamam mimarisinin dışına çıkmış ve on iki küçük odacık eklemiştir ustalıkla, hamam sefasını sürdürmek isteyenlere.. Çemberlitaş Hamamı Mimar Sinan’ın son ustalık eserleri arasındadır

Hamam yerli ve yabancı turistlerin en çok ziyaret ettiği yerler arasındadır. Şehrin en iyileri arasında olan yapı bir çok filme ev sahipliği yapmış, fotoğrafçıların uğrak yeri olmuştur. İstanbul’ a geldiğinizde yapılacaklar listesinin önemli durağı olan hamam, yapıldığı yıldan beri kesintisiz olarak hizmet vermeye devam eden nadir yapılardan biridir.

KAPALI ÇARŞI

XVI.yüzyılda yapılmış dünya’nın en büyük ve en eski kapalı çarşılarından biridir. Tarihteki adı “ Çarşu- yı Kebir “ dir. Kapalı Çarşı ilk olarak Bizans’tan kalma olup yeni bedesten Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Ayasofya’ya gelir getirmesi amacıyla yapılmıştır. İlk bedesten olan Cevahir’in geliri Ayasofya’ya bahşedilmiştir. Asıl büyük çarşı Kanuni Sultan Süleyman tarafından ahşap olarak inşa ettirilmiştir. Kapalı Çarşı, Osmanlı İmparatorluğu döneminde, bir Banka ve Finans merkezi gibi hizmet vermiştir.

Üzeri dam ve kubbelerle örtülü dükkanların çevrelendiği, 550 yıllık tarihi olan yapı, zaman içerisinde eklemelerle büyümüş büyük bir alışveriş kompleksi olmuştur. Dev ölçülü labirent gibi olan Kapalı Çarşı adeta bir şehri andırmaktadır. Çarşı içinde 60 sokak, 29 han ve 3600 dükkan bulunmaktadır. Günün her saati hareketli ve kalabalıktır. Gün içinde çok yoğun günlerde çarşı’yı 500 bine yakın insanın ziyaret ettiği söylenmekte. Yılda 91 milyon turisti ağırlayan Kapalı Çarşı dünya’nın en fazla ziyaret edilen turistik mekanıdır. Her daim kalabalık, renkli, gürültülü her zevke ve her keseye uygun hediyelik eşyaların satıldığı adeta büyük bir alışveriş festivali’nin her gün yaşandığı çarşı muhakkak görülmesi gereken yerler arasında. İçine girdiğinizde çarşının büyüklüğü, sokakları ve dükkanları ile zamanı unutacağınıza emin olabilirsiniz.

NURUOSMANİYE CAMİİ

Nuriosmaniye Camii 1748 -1755 yılları arasında Sultan I. Mahmud ve Sultan III.Osman tarafından inşa edilmiş camii külliyesi Avrupa barok üslubunda yapılan ilk büyük camii ‘dir. Mimarı Mustafa Ağa ve yardımcısı Simon Kalfa’ dır. Kardeşi’nin ölümünden sonra III.Osman zamanında “ Nur’u Osmani “ adıyla tamamlanmıştır. Camii adını padişah’tan ve içindeki ışıktan aldığı söylenir. Külliye’nin içinde Hünkar Kasrı, medrese, kütüphane, türbe, sebil, çeşme, aşhane, imaret bulunmaktadır .

Camii bir çok yeniliğin ilk örneklerini barındırmaktadır. Kubbesi 26 cm çapındadır. Osmanlı camiilerinde kullanılan en büyük kubbelerden biridir. Camii içinde 174 adet pencere bulunmaktadır. Kurşun yerine taş alemler ilk defa bu camii de kullanılmıştır. Camii çok revaklı ve çok köşeli bir avluya sahiptir. Bu özelliği ile Osmanlı Mimari’sinde türünün tek örneğidir. Camiideki medrese Osmanlı’daki sultani medreselerinin sonuncusudur. İmarethane’nin olağanüstü büyük bacaları camii’nin şehir içindeki siluetinde belirleyici bir rol oynar. Nuriosmaniye Kütüphanesi Türkiye de barok tasarımının en özgün örneklerinden birisi olarak kabul edilir. Kütüphane iki katlıdır alt katı dükkan olarak kullanılır. Birisi okuyucuya birisi padişaha ayrılmış iki giriş kapısı vardır. Kütüphane de 5000’den fazla yazma ve basma eser bulunmaktadır.

 

ÇORLULU ALİ PAŞA MEDRESESİ

Osmanlı padişahı III.Ahmet’in sadrazamlarından olan Çorlulu Ali Paşa tarafından 1707-1709 yılları arasında medrese ve camii olarak kullanıma açılmıştır. Mimarı Davut Ağa’dır. Osmanlı İmparatorluğu’nda medreseler eğitim sisteminin temel parçasıydı . Camii, kitaplık, tekke ve medrese bölümleri olan yapı döneminin bilim ve eğitim merkezlerindendir. Mimarisinde ve kalem işlerinde barok etkisi görülen medrese İstanbul ‘un en kalabalık ve en turistik noktalarından biri olan Beyazıt’tadır. Medrese gün içinde yüzlerce misafir tarafından ziyaret edilmektedir. Bunun nedeni ise

hem Beyazıt esnafı hem üniversite öğrencileri hem de yerli ve yabancı turistlerin ziyaretinden kaynaklanıyor. Bugün nargile, çay ve kahve servis edilen mekanda aynı zamanda turistik eşyalar satılmaktadır .


Lascia un commento

Il tuo indirizzo email non sarà pubblicato. I campi obbligatori sono contrassegnati *

Hai apprezzato i nostri contenuti? Aiutaci a condividerli.

RSS
Facebook
YOUTUBE